Yeni Yorum Gönder 
 
Konuyu Oyla:
  • Toplam: 0 Oy - Ortalama: 0
  • 1
  • 2
  • 3
  • 4
  • 5
TEOLOJI BÖLÜMÜ
Yazar Konu
Backqround Çevrimdışı
Administrator
*****

Yorum Sayısı: 2,440
Üyelik Tarihi: 12.07.2015
Rep Puanı: 77
Yorum: #101
Cvp: TEOLOJI BÖLÜMÜ
KUR'AN IN, ATALARIN İNANCI KONUSUNDAKİ UYARILARI...

Günümüz İslam anlayışı, ne yazık ki Kur’an ın uyarılarından habersiz, cahiliye toplumunun yaptığı o büyük yanlışları tekrar ederek, Allah ın indirdiğini değil, uydurulan İslam ı yaşamaktadır. Bunun en büyük nedeni, Kur’an ı anlayarak değil, anlamadan okumamız neden olmaktadır. Bazı çıkar çevreleri ve İslam inancına girmiş, dinimizi bozmaya çalışan Yahudi fitnesi, Kur’an gerçeklerini toplumun görmesini engelliyorlar. Kur’an hala toplumda, anlamadan okunmaya teşvik ediliyor. Ülkemizde birçok tarikatın arkasında, Yahudilerin olduğu gerçeğini görmezden geldiğimiz sürece, ülkemizde yakın geçmişte yaşanan acı olayın benzerini, ne yazık ki yaşamaya devam etmekten kurtulamayacaktır. Dilerim toplum olarak uyanır, kendimize geliriz.

Allah ayetleri özellikle anlayıp, üzerinde düşünmemizi isterken, içimize girmiş din simsarcılarının yarattığı ruhban sınıfı, var gücüyle toplumun Kur’an ı anlamasına engel olmaya, Kur’an ile aralarına girip duvar örmeye çalışmaktadırlar. Bu zalimlerle mutlaka el ele verip, Kur’an ile onlarla mücadele etmeliyiz.

Bugün yaşanan İslam, ne yazık ki Allah ın indirdiği İslam değil, cahiliye döneminde yaşanan ve Kur’an ın birçok ayetinde uyardığı gibi, ATALARININ RİVAYETLERİNDEN OLUŞAN İSLAMDIR. Allah ın indirdiği İslam lütfen unutmayalım, yalnız Kur’an dır. Allah bunu birçok ayetinde özellikle vurgulayarak bizlere bildirmiş ve emin olmadığın bilginin ardına düşme, bunun hesabını sorarım diye bizleri uyarmıştır. Çok daha açık bir şekilde, Kur’an ın ipine sarılın, çünkü sizleri yalnız Kur’an dan hesaba çekeceğim diye de belirtmiştir.

Bizler ne yazık ki, cahiliye toplumunun yaptığı büyük hataları yapmaya devam ediyoruz. Allah ın elçisi Kur’an ı tebliğ etmeye çalışırken, Ehli kitaptan bazıları, bakın ne söylüyorlarmış peygamberimize.

Araf 70: Dediler ki: "Sen, yalnız Allah'a ibadet edelim de atalarımızın kulluk etmekte olduklarını terk edelim diye mi bize geldin? Eğer doğru sözlü isen hadi bizi tehdit ettiğini bize getir." (Yaşar Nuri Öztürk meali)

Maide 104: Onlara, Allah'ın indirdiğine ve resule gelin dendiğinde şöyle derler: "ATALARIMIZI ÜZERİNDE BULDUĞUMUZ ŞEY BİZE YETER." Peki, ataları hiçbir şey bilmiyor, doğru yolu bulamıyor idiyseler de mi? (Yaşar Nuri Öztürk meali)

Peki, ataları nelere inanıyorlardı da bu itirazı yapıyorlar. Yaptıkları en büyük yanlış, Allah ın gönderdiği kitabı yeterli görmeyip, atalarından kendilere kalan batıl rivayet inançlarını da yaşamalarıydı. Ataları Allah ı tek ilah kabul ediyorlardı ama daha öncede Kur’an da da özellikle söylenen çok önemli bir ikazı hayatlarına geçirmiyorlardı. Oda Allah dan başka şefaatçiler edinip, Allah ın tek elinde bulunan yetkileri, edindikleri velilere, şefaatçilere verip, onları Allah ile kendileri arasında şefaatçi edinmeleriydi. Hz. İbrahim i hatırlayınız, Kâbe de ki putları ilk iş olarak kırmıştı. Bu putlara İlah olarak tapmıyorlardı, ama Allah ile aralarında aracı, şefaatçi yapıyorlardı. Ne dersiniz bizler, çok mu farklı davranıyoruz günümüzde? Belki putlarını yapmıyoruz, ama edindiğimiz velileri, şeyhleri Allah ile aramızda şefaatçi yaparak, aynı yanlışı yapıyoruz.

Çok ilginçtir, Allah sizlere indirdiğim Kur’an yetmiyor mu diye apaçık bildiriyor, o günkü cahiliye toplumuna da bizlere de. Cahiliye toplumu bizlere yalnız sizin indirdiğiniz kitap yetmez, bizim atalarımızın üzerinde bulduklarımız da var diye cevap vermişler. Acaba bizler Allah ın bu uyarısına karşı nasıl bir cevap veriyoruz günümüzde? Bize elbette Kur’an yeterli mi diyoruz, aldığımız derslerden sonra, yoksa….? Ne yazık ki ders almadığımız için, bizlerde cahiliye toplumunun verdiği cevaptan çok farklı bir cevap vermiyoruz ve ne diyoruz hatırlayalım.

“YALNIZ KUR’AN İLE İSLAM YAŞANMAZ, PEYGAMBERİMİZİN RİVAYET HADİSLERİ OLMASDAYDI KUR’AN ANLAŞILMAZDI. HER BİLGİ KUR’AN DA YAZMAZ, KUR’AN ÖZET BİLGİ VERİR. FIKIH İNANCI OLMASAYDI, KUR’AN KAPALI KALIRDI.”

Verilen bu cevap, cahiliye döneminde atalarının inancını yaşayan müşriklerden ne farkı var? Allah bu konuda çok açık uyarılar yapmış ve bizleri de bu konuda uyararak, bizlerin rivayetlere, ataların inancına değil, yalnız Allah ın indirdiği kitaba uymamız gerektiğini çok açık bir şekilde bizlere bildirmiştir ki, aynı hataları bizlerde yapmayalım. İlginçtir bu ayetlerin, bugün bizleri ilgilendirmediğini, bu ayetlerin cahiliye topluma indiğini söyleyenlere bile rastlarız. Unuttuğumuz gerçek ise, Kur’an ın tamamı cahiliye toplumuna indirildiğidir.

Bakara 170: Onlara, “ALLAH'IN İNDİRDİĞİNE UYUNUZ” dendiğinde, “HAYIR, BİZ ATALARIMIZI ÜZERİNDE BULDUĞUMUZ ŞEYE UYARIZ”derler. Ya ataları akıllarını kullanamamış, doğruyu da bulamamış idiyseler de mi? (Bayraktar Bayraklı meali)

Kehf 5: Bu hususta ne kendilerinin ne de atalarının bir bilgisi vardır. Ağızlarından ne büyük söz çıkıyor! ONLAR YALANDAN BAŞKA BİR ŞEY SÖYLEMİYORLAR. (Bayraktar Bayraklı meali)

Allah çok açık hükmünü veriyor ve diyor ki, ALLAH KATINDAN SİZE İNDİRİLENE UYUN. Yani Allah ın gönderdiği Kur’an a uyun, sakın emin olmadığınız bilgilere uymayın. Hatta Allah elçine, deki onlara diyerek, kendisinin de yalnız Kur’an a uyduğunu ve yalnız Kur’an ile bizlere hükmettiğini açıkça bildirmemiş miydi? Bakın Ehli kitap, yani Allah ın indirdiği kitaplara tabi olanlar, Allah ın kitaplarını yeterli görmeyip, atalarının rivayet inançlarına da iman etmelerini Allah nasıl uyarıyor. Tabi aynı hataları bizlerinde yaptığını ve Kur’an ı yeterli görmeyip, ataların rivayet İnançlarının, Allah ın kitabı Kur’an ı açıkladığını söyleyerek, bizler aynı büyük yanlışı ne yazık ki tekrar ediyoruz. Allah böyle kişilere ayetin sonunda ne diyor hatırlayalım.” ONLAR YALANDAN BAŞKA BİR ŞEY SÖYLEMİYORLAR.” Aynı konuda, Allah ın bir başka uyarısına bakalım şimdide.

Lokman 20: Allah'ın, göklerde ve yerde bulunan her şeyi sizin emrinize boyun eğdirdiğini, açık ve gizli bütün nimetlerini size bolca verdiğini görmez misiniz? İNSANLARDAN BAZILARI, ALLAH HAKKINDA HİÇBİR BİLGİSİ OLMADAN, REHBERİ VE AYDINLATICI BİR KİTABI BULUNMADAN TARTIŞMAYA GİRERLER. (Bayraktar Bayraklı meali)

Lokman 21: Onlara, “ALLAH'IN İNDİRDİĞİNE UYUNUZ” DENİNCE; “BABALARIMIZI ÜZERİNDE BULDUĞUMUZ YOLA UYARIZ” derler. Şeytan onları alevli ateşe çağırmış olsa da mı? (Bayraktar Bayraklı meali)

Yaradan insanlardan bazılarının, Allah hakkında hiçbir bilgisi delili, kanıtı olmadan rehber ve aydınlatıcı bir kitabı bulunmadan, tartışmaya girer konuşurlar diyor. Devamında ise asıl uyulacak kitabın delil, kanıt olarak gösterilecek rehberin, Allah katından indirilen kitap/Kur’an olduğunu apaçık bildirdiği halde, cahiliye toplumunun yaptığı yanlış olan Atalarının rivayet inançlarına tabi olanlar gibi, bizlerde ne yazık ki yalnız Allah ın indirdiği kitaba tabi olmayı yeterli görmüyor, ataların inancını gerçek İslam gibi yaşıyoruz.

Ne yazık ki bizler, Kur’an ile aramıza ellerimizle duvarlar ördük. Kur’an a iman ettiğimizi sanıyoruz ama gerçeklerin farkında değiliz. Değerli din kardeşlerim, lütfen Allah ın uyarılarına kulak verelim ve cahiliye toplumunun yaptığı yanlışları, bizler tekrar etmeyelim. Hesabın görüleceği O çetin gün, şaşırmışların safında olmak istemiyorsak, elimizde Kur’an onun takipçisi olalım, dinimize sokulan hurafe ve batıldan uzaklaşalım. Unutmayalım Kur’an bir nurdur, bizler için ışıktır. Allah ın elçisi de yalnız Kur’an uymuş ve yalnız Kur’an ile ümmetine hükmetmiştir.

Enbiya 10: ANDOLSUN, SİZE ÖYLE BİR KİTAP İNDİRDİK Kİ, SİZİN BÜTÜN ŞEREF VE ŞANINIZ ONDADIR. Hâlâ aklınızı kullanmayacak mısınız?
11.05.2018 18:50
Tüm Mesajlarına Bak Alıntı ile Cevapla
Backqround Çevrimdışı
Administrator
*****

Yorum Sayısı: 2,440
Üyelik Tarihi: 12.07.2015
Rep Puanı: 77
Yorum: #102
Cvp: TEOLOJI BÖLÜMÜ
Büyücülük Konusu Ve Kur'an. ( Bakara Suresi 102. Ayet)

Bugünkü konumuz, İslam toplumunda kafaların çok karışık olduğu konu, sihir/büyücülük konusu olacaktır. Gerçektende anlatılanlara inandığımızda, kafaların karışmaması, hatta korkmamak mümkün değil. Gelin önce büyü konusunda, toplumumuzda neler anlatılıyor, kısaca göz atalım.


(Büyü, “Tabiatüstü gizli güçlerle ilişki kurularak zararlı, faydalı veya koruma gayeli bazı sonuçlar elde etmek için yapılan işler” şeklinde tarif ediliyor. Başlıca gayesi ise daima çıkar odaklı olması… Büyü, olağanüstü etkileyici bir güç veya bilgiye sahip olduğuna inanılan kişilere yaptırılıyor. Bu kişilerin yeteneklerini iyiye de kötüye de kullanabileceklerine inanılıyor. Araç olarak ise; ruhlar, cinler, şeytanlar, canlı veya ölmüş bazı hayvanlar kullanılıyor. Eşlerin veya başka kişilerin arasını açmak, insanın bazı kabiliyetlerini, dilini, bahtını bağlamak, malına ve canına zarar vermek, kız veya erkeklerin bahtını bağlamak gibi durumlarda bu yola başvuruluyor.)

Anlatıldığı güçte insanlar varsa ve bu insanlara engel olamıyorsak, bu insanlardan korkmamak sizce mümkün mü? Tabiatüstü gücün olmadığını, tek güç Allah ın olduğunu asla unutmayalım. Bu söylenenleri, Kur’an ışığında basitçe düşünelim önce. Hatırlarsanız Allah Kur’an da birçok ayetinde, İNSANLARDAN KORKMAYIN, BENDEN KORKUN diye uyarıyordu. Ali İmran suresi 175. ayetinde de yine bakın nasıl uyarıyordu bizleri.

(İşte bu şeytan, ancak kendi dostlarını korkutur. Siz onlardan korkmayın, eğer müminlerseniz, Benden korkun.)

Allah yalnız benden korkun, bu türlü sözlerle şeytan ancak, kendi dostlarını korkutur diyor. Ne dersiniz, yoksa farkında olmadan bizler, şeytanın dostlarımı olduk? Allah bizleri bu dünyada, özgür irademizle bırakarak, imtihan ettiğinden bahseder. ENGELLENEMEZ, BÖYLE GÜÇLERİ OLAN BİR TOPLUMDA, ÖZGÜRCE BİR İMTİHANDAN NASIL SÖZ EDERİZ? Her istediğini yaptırabilecek bir gücün, Allah tarafından, bazı kişilere verildiğini kabul edersek, Kur’an ın yüzlerce ayetini görmezden gelmiş, üstünü örtmüş oluruz. Lütfen bunu unutmayalım.

Şimdide büyü/sihir konusuna, gelin birlikte Kur’an a bakalım. Bu konuyu rivayet ve emin olamayacağımız bilgiler ışığında değil, Kur’an ın genel hükümleri ışığında anlamaya çalışalım. Büyü/sihir Kur’an da vardır deriz ve bu kelimeye öyle yanlış anlamlar yükleriz ki, Kur’an ın neredeyse tamamına ters düşer. Önce bahse konu örnek gösterilen ayeti yazalım, daha sonra ayette geçen büyü/sihir kelimesi üzerinde, birlikte düşünelim.

Bakara 102: Süleyman'ın hükümranlığı hakkında onlar, şeytanların uydurup söylediklerine tabi oldular. Hâlbuki Süleyman büyü yapıp kâfir olmadı. Lakin şeytanlar kâfir oldular. Çünkü insanlara sihri ve Babil'de Harut ile Marut isimli iki meleğe indirileni öğretiyorlardı. Hâlbuki o iki melek, herkese: BİZ ANCAK İMTİHAN İÇİN GÖNDERİLDİK, SAKIN YANLIŞ İNANIP DA KÂFİR OLMAYASINIZ, demeden hiç kimseye (sihir ilmini) öğretmezlerdi. Onlar, o iki melekden, karı ile koca arasını açacak şeyleri öğreniyorlardı. OYSA BÜYÜCÜLER, ALLAH'IN İZNİ OLMADAN HİÇ KİMSEYE ZARAR VEREMEZLER. ONLAR, KENDİLERİNE FAYDA VERENİ DEĞİL DE ZARAR VERENİ ÖĞRENİRLER. Sihri satın alanların (ona inanıp para verenlerin) ahiretten nasibi olmadığını çok iyi bilmektedirler. Karşılığında kendilerini sattıkları şey ne kötüdür! Keşke bunu anlasalardı! (Diyanet Vakfı meali)

Ayette bahsedilen büyü/sihirden ne kast ediliyor, önce bunu doğru anlamalıyız. Ayeti öyle anlatıyorlar ki, Kur’an ın diğer ayetleri ile ters düşebiliyor. Acaba günümüzde bizlere öğretilen, insanlara her türlü kötülüğün yapılabileceği, olağan üstü bir güçten mi kast ediliyor? Ayetten bunu anlar ve kabul edersek, ALLAH IN YALNIZ BENDEN KORKUN, SİZLERE ÖDÜLÜ DE CEZAYI DA YALNIZ BEN VERİRİM öğretisine, uyarısına tamamen ters düşmüş oluruz. Şimdide bu bilgiler ışığında ayeti anlamaya çalışalım.

Ayette şeytanın vesvese verdiği, yani insanları yanılttığından bahsediliyor ve Süleyman peygamberimizin büyü/sihir yapmadığını şeytanların uydurdukları sözlere tabi olduklarını söylüyor. Ayetin devamında şeytanların kâfir olduğunu söyleyip, Harut ve Marut isimli iki meleğe indirileni öğretiyorlardı diyor. Peki, bu sözlerden ne anlamalıyız? Melekler ne öğretiyor olabilirler?

Eğer bahsedildiği gibi Harut ve Marut melek ise ve Allah büyü/sihir yapmanın günah olduğunu söyleyip, yapanların kâfir olacağından da bahsediyorsa Kur’an da, bu meleklerin günümüzde anlatılan, insanlara her türlü kötülüğü yapabilecek dağa üstü bir ilmi, yani büyücülüğü anlattıklarını, öğrettiklerini kabul etmemiz mümkün değil.

Ayetin devamında bu söylediklerime açıklık getiriyor ve bizler sizlerin imtihanı için gönderildik, SAKIN YANLIŞA İNANIP DA KÂFİR OLMAYIN diye melekler uyarıyor ve onlara bir şeyler öğrettiğinden bahsediyor, ama ayeti tercüme eden parantez içinde sihir ilmini öğrettiklerini yazmış. Ayette böyle bir detay yok. Böyle anlayınca da, hem Kur’an içinde, hem de ayet kendi içinde çelişki yaratıyor. Demek ki melekler, doğruyu ve yanlışı öğretiyor ve insanların doğruyu seçmesini özellikle istiyor. Ayetin devamında yine bakın ne diyor.

(Onlar, o iki melekten, karı ile kocanın arasını açacak şeyleri öğreniyorlardı.)

Melekler topluma, sakın yanlışa inanmayın dedikten sonra, bu iki melek günümüzde bile hiç istenmeyen, Allah ın yasakladığı, kötü ve art niyetli insanların zihinlerinde olan büyünün yapılmasını öğretiyor olabilir mi? Hem melekler, bizler sizlerin imtihanı için gönderildik yanlış yapmayın diyecekler, hem de böyle kötü şeylerin, büyünün yapılmasını öğretecekler öylemi? Bu nasıl bir mantık böyle.

Peki, burada bahsedilen, karı kocanın arasını açacak şeylerin öğrenilmesinden, ne anlamalıyız? Bunun açıklaması da, ayetin devamında yapılıyor. ASLINDA BURADA BAHSEDİLEN MELEKLERİN TOPLUMA, FAYDALI ŞEYLERİ KAPSAYAN İLMİN ÖĞRETİLDİĞİNİ, AYETİN DEVAMINDA ANLIYORUZ. Fakat kötü niyetli insanların, bu bilgileri iyi ve güzel amaçlarla değil, kötü amaçlarla kullandıklarını, verilen örnek bizlere anlatıyor. Bakın ayetin devamında ne diyor.

(ONLAR, KENDİLERİNE FAYDALI OLANI DEĞİLDE, ZARARLI OLANI ÖĞRENİRLER.)

Demek ki burada bahsedilen büyüden kasıt, DOĞRU BİLGİLERİ KÖTÜ AMAÇLARLA KULLANAN, İNSANLAR KAST EDİLİYOR. Yoksa sınırsız ve kişilere istediği kötülüğü yapabileceği doğaüstü bir güçten bahsedilmiyor. Melekler insanlara gerekli olan güzel şeyler öğretiyorlar, ama insanlar bu bilgileri kendi çıkarları adına kötü amaçlarla kullanıyorlar. Örneğin Elektrik günümüzde çok yararlı bir buluştur. Ama insanları öldüren bombaları ateşleyende elektriktir. Büyücülük konusunda, günümüzde yanlış anlatılan bu ayetin devamında yapılan uyarı, aslında söylediklerimi onaylıyor ve bakın ne diyor.

(OYSA BÜYÜCÜLER, ALLAH'IN İZNİ OLMADAN KİMSEYE ZARAR VEREMEZLER.)

Buradan da anlaşılıyor ki, büyücüler yani Allah ın insanlara faydalı olacak ilmini, bilgiyi kötü amaçlarına alet edenler, asla emellerine ulaşamayacaklarını, ALLAH İSTEMEDİKÇE KİMSEYE ZARAR VEREMEYECEKLERİNİ, APAÇIK AYETİNDE BİZLERE BELİRTİYOR. Ama bizler ne yazık ki yüce Rabbimizi değil, bizlere anlatılan rivayet ve sanı inançlarımıza inanmaya devam ediyoruz. Böyle yaparak bizler, büyücüleri kendi ellerimizle, GÜÇ SAHİBİ YAPIYORUZ. Bu inanç öyle güçlü ki, Kur’an ı işiten-duyan bile yok. Günümüzdeki bu yanlış cahiliye devrinde de vardı. Hatta bazı kişiler peygamberimizin büyülendiğini iddia etmişler ve büyülenmiş bir adamın peşinden gidilir mi diyerek, Allah ın elçisini küçümser tavır içine giriyorlardı. Hatırlayınız lütfen, rivayet edilen hadislerde bile, peygamberimizin büyücüler tarafından büyülendiği söylenir, tabi bu iftirayı bile fark edemiyoruz. Bakın bu yalan ve iftiraya Allah, Furkan suresi 8 ve 9. ayetlerde nasıl uyarıyor, bunları söyleyenleri.

...“Siz ancak büyülenmiş bir adama uyuyorsunuz” dediler. (Ey Muhammed!) Senin hakkında bak nasıl da temsiller getirdiler de (haktan) saptılar. Artık onlar doğru yolu bulamazlar.

Büyücülerin, yani Allah ın verdiği ilmi kötü amaçlarla kullananların, ahrette nasiplerinin olmayacağını, bu tür insanların cezalarını bulacaklarını, ayetin sonunda belirtiyor. Büyücüler yani art niyetli kötü amaçlı kişiler kast ediliyor ve Allah Felak suresinde, bakın bizleri nasıl uyarıyor.

(Ve düğümlere üfleyen BÜYÜCÜLERİN ŞERRİNDEN ve hased ettiği zaman, HASETÇİNİN ŞERRİNDEN SANA SIĞINIRIM.)

Aslında bu ayet, yazdıklarımın adeta bir özeti. Büyücü, yani kötü amaçlar peşinde olan kişilerin şerrinden, hasedinden bizlerin, YALNIZ ALLAH A SIĞINMAMIZ GEREKTİĞİ ANLATILIYOR. ALLAH A SIĞINANA KİM ZARAR VEREBİLİR? Bunu düşünemiyor muyuz?Eğer böyle insanlara Allah, bizlerin karşı koyamayacağımız güç ve ilim vermiş olsaydı, sizce adaletli olur muydu? Tüm bunlara inanmak, Kur’an ın adaletini hiç ama hiç anlamamakla aynıdır.

Kur’an da birçok yerinde müşrikler, peygamberimize büyücü/sihirbaz derler. Allah da o ne büyücüdür ne kâhindir, Allah’ın peygamberidir diye geçer. Büyücü gerçekleri çarpıtan, toplumu korkutan, yanlışı doğru gibi gösteren anlamında kullanılmıştır Kur’an da.

Taha 69: "Sağ elindekini atıver, o, onların yaptıklarını yutar. Çünkü onların yaptıkları ancak bir büyücü tuzağıdır. Büyücü ise, HER NEREDE OLURSA OLSUN BAŞARIYA ULAŞAMAZ." (Elmalı Hamdi meali)

Bu ayet Musa peygamberimizin kıssasında geçiyor. Büyücülerin/sihirbazların gerçekleri saptırarak, insanları aldattığını, korkuttuğunu söylüyor ve son noktayı koyuyor ve diyor ki, BÜYÜCÜLER HER NEREDE OLURSA OLSUN, BAŞARIYA ULAŞAMAZLAR. Ama bugün bizlere toplum içinde, öyle bir korku saldılar ki, NE YAZIK Kİ TOPLUM DERTLERİNİN ÇARESİNİ KUR’AN DA DEĞİL, BÜYÜCÜLERDE ARAR OLDU.

Allah cümlemize akıl, fikir versin. Öyle bir zamanda yaşıyoruz ki batıl, hurafe toplum içinde korku salmış, güç kazanmış. Kur’an ın uyarıları ise göz ardı edilir olmuş. Çünkü peygamberimizin mahşerde söyleyeceği o acı gerçek, toplumda yaşanır olmuş.

Furkan 30: Peygamber der ki: Ey Rabbim! KAVMİM BU KUR'AN'I BÜSBÜTÜN TERK ETTİLER. (Diyanet Vakfı meali.)
16.05.2018 14:34
Tüm Mesajlarına Bak Alıntı ile Cevapla
Backqround Çevrimdışı
Administrator
*****

Yorum Sayısı: 2,440
Üyelik Tarihi: 12.07.2015
Rep Puanı: 77
Yorum: #103
Cvp: TEOLOJI BÖLÜMÜ
(21.05.2017 16:51)mavan Nickli Kullanıcıdan Alıntı:  Hocam , Ramazan-ı Şerif te sahur ve sabah namazı vakitleri hakkında bilgi vermeniz mümkün mü ? (ramazandan önce sabah namazı ezanı çok geç okunuyor ramazana girildiğinde de gece yarısı ezan okunuyor.)

Bolluk ve bereket Kur’an ayı, hepimize sağlık ve huzur getirmesi dileklerimle sözlerime başlamak istiyorum.Kur’an bu ayda indirilmeye başlanmıştır, onun içinde bizler bu ayda Kur’an ı, anladığımız dilden bolca okuyarak, Allah ın uyarı, ikaz ve önerilerini mutlaka anlamaya çalışmalıyız.Birilerinin din adına, tuzağına düşmek, Allah ile aldatılmak istemiyorsak, Kur’an ile direk irtibatı, aramıza kimseyi sokmadan mutlaka önce kurmalıyız.

Allah orucu Kur’an da, bizden önceki toplumlara da emrettiğini söyler ve orucun BİZLERİN KORUNMASI ADINA emredildiği açıklamasını yapar.Her konuda olduğu gibi, oruç konusunda da gereken detayları Kur’an verir.Ama bizlere Kur’an ın din adına yeterli olmadığı öğretildiği içindir ki, emin olamayacağımız onca bilgiler ışığında inançlarımızı yaşamaktan çekinmeyiz. Ramazan ve O ayda tuttuğumuz oruç konusunda da, ne yazık ki Kur’an ı referans almadığımız için, yaptığımız çok büyük yanlışları göremiyoruz.

Kur’an oruç konusunda gereken bilgiyi verir ve ne zaman oruca başlamamız gerektiği konusuna herkesin anlayacağı, çok açık ve basit bir örnek vererek,

Bakara 187. ayetinde derki;

TAN YERİNİN BEYAZ İPLİĞİ, SİYAH İPLİĞİNDEN SİZCE SEÇİLİNCEYE KADAR YİYİN İÇİN; SONRA DA ORUCU GECE OLUNCAYA DEĞİN TAMAMLAYIN.

Bu sözlerden şunu anlıyoruz. Kur’an tıpkı sabah namazını tarif ettiği gibi, fecir vaktinde yani gecenin karanlığı sona erdiği, günün aydınlığının yavaş yavaş başladığı o vakitten bahsediyor. Verdiği örnekle de tarifini netleştiriyor ve beyaz iplikle, siyah iplik fark edilmeye başlandığı zaman, yemeyi içmeyi kesin, akşam oluncaya kadar yemeyin, içmeyin açıklaması yapılıyor. Kur’an ı rehber alan için her şey çok açık. Kur’an ı yeterli görmeyip, emin olamayacağımız bilgilerle İslam ı yaşarsak, dini ellerimizle zorlaştırmış ve Allah ın yolundan uzaklaşmış oluruz.

Sizlere sormak isterim. Bizler oruca günümüzde, Allah ın Kur’an da bahsettiği zamanda mı başlıyoruz? Ne yazık ki hayır.İslam ile toplumun buluşmasını sağlamak amacı ile kurulan Diyanet İşleri Başkanlığı, ne yazık ki amacından saptığı için, toplumu birçok konuda olduğu gibi, oruç konusunda da yanlış yönlendirmekte ve Kur’an ın emrettiği zamanda toplumu oruca başlatmak yerine, çok daha önceleri oruca başlatmaktadır.

Ramazandan bir gün önce, sabah ezanı bizim bölgemizde yaklaşık 04.33 de okunurken, Ramazan ın ilk günü sabah ezanı birden bire geri alındı ve 03.33 de okundu.Hiç kimse yıllardır yapılan bu yanlışı, Diyanete sormuyor ve sorgulamıyor bile.İşte bizleri din adına böyle yönetiyorlar, sorgusuzca bizlerde itaat ediyoruz. Böyle olunca da yaptıklarımızın değerlendirmesini yapamıyoruz.Çünkü Kur’an ile gereken bağımızı kuramadıkda ondan.Kur’an ile aramıza yanlış bilgilerle, yüksek duvarlar ördük, ama bunun farkında bile değiliz.

Ramazandan önce bile sabah ezanının okunduğu vakit, sabah namazının kılınacağı fecir vakti zamanı olmadığı halde, Ramazanda daha da erken sabah ezanını okuyarak, hem sabah namazını yanlış zamanda kıldırıp, hem de orucun başlama vaktine, en az bir saatten fazla zaman olmasına rağmen, toplumu erken oruca başlatmaktadırlar.Bunun hesabını nasıl Allah a verirler, onu bilemiyorum.

Normal günlerde, sabah namazını camiye kılmaya gidenler bilir, ezan erken okunduğu için, sabah namazının farzı hemen kılınmaz.Sünnet olarak adlandırılan iki rekatı kılınır ve sonra Kur’an okunur.Daha sonra karanlık geçip, fecir vakti yaklaşınca, yani gün karanlıktan aydınlığa dönmeye başlayınca sabah namazının farzı kılınır.Oruca başlama zamanımız içinde Kur’an aynı tarifi yapar, günün yavaş yavaş aydınlanması, yani beyaz iplikle siyak ipliğin fark edilmeye başlanması örneğini verir.Dikkat ederseniz ayette , güneşin doğuşundan bahsetmiyor.Gecenin gündüzle buluşma anını tarif ediliyor.Gecenin konumunu açıklamak adına, bazı şeylerin fark edilecek duruma, geliş anının tarifini veriyor Rabbimiz bizlere. Peki, bizler Allah ın bu tarif ettiği zamanda mı başlıyoruz oruca, yoksa Allah ın tarif ettiği vakte, yaklaşık bir saat mi var? Denemesi ve kontrol etmesi sizden.

Bundan yüzlerce yıl önce yaşayanlar, eminim ki oruca günümüzden daha doğru bir zamanda başlıyorlardır. Şimdi teknoloji var deniyor, ama şimdide Kur’an dan o kadar uzak yaşıyoruz ki inancımızı, söyleyecek söz bulamıyorum.

Şimdide ayetin sonundaki cümleye bakalım...

(ORUCU GECE OLUNCAYA DEĞİN TAMAMLAYIN.)

Bizler Allah ın gece oluncaya değin, orucunuzu tamamlayın sözünden ne anlamışız acaba? Oruca, günümüzde zifiri karanlıkta başladığımız gibi, gece tamamen karanlık olunca mı bitiriyoruz ? Elbette hayır.Bu kısmı her ne hikmetse farklı anlamışız ve Allah ın akşam namazını tarif ettiği vakte yakın, akşam ezanıyla orucumuzu bitiriyoruz.Neden aynısını, başlarken de uygulamıyoruz?

Oruçlarımızı birilerinin Kur’an dan onay almayan dayatmalarıyla değil, Allah ın tarif ettiği vakitte başlamak, sizce daha akılcı değil mi.Yapılan yanlışı savunmak adına, işi garantiye almak için erken başlıyoruz diyerek, nefislerini tatmin edenler, her ne hikmetse orucu bitirirken, aynı toleransı neden göstermedikleri düşündürücüdür.

Amacım Kur’an a uymayan, uygulamada yapılan yanlışlığı, gündeme getirmek ve üzerinde sizleri düşünmeye davet etmektir. Ben Allah ın bizleri sorumlu tutacağına hükmettiği kitabından, anladıklarımı aktardım.Sizlere düşen, Allah ın ayetleri ile bizlere öğretilenleri karşılaştırmak ve Kur’an ı rehber alıp, kendi imtihanımızı doğru yaşamak olmalıdır.Allah yanlışlarımı affetsin.

Diyanet İşleri Başkanlığı, ne yazık ki Kur’an ın bunca açık ayetlerinin üstünü örterek, görmezden gelerek, kendi nefislerinde toplumu din adına yanlış yönlendirmektedirler.Din Kur’an ın emirlerine göre yaşanır, lütfen bu gerçeği göz ardı etmeyelim. Allah ın kolaylaştırdığı dini ellerimizle, nefislerimizde zorlaştırmayalım.

ALLAH NASİP EDERDE ORUÇLARIMIZI TUTARKEN, GECENİN ZİFİRİ KARANLIĞINDA OKUNAN EZANIN, ORUCUMUZA BAŞLAMA VAKTİ OLMADIĞINI BİLELİM VE TELAŞ ETMEYELİM.

Oruca başlama vaktimiz Kur’an da apaçık belirtilmiştir.O vakte kadar yiyelim içelim ve vakti geldiğinde namazımızı kılıp, orucumuza başlayalım.

Dilerim Ramazan ayı ülkemize sağlık, mutluluk ve huzur getirsin. Toplum olarak ağız tadımızla bir Ramazan ayını geçirmeyi, Rabbimiz bizlere nasip etsin inşAllah...
16.05.2018 14:38
Tüm Mesajlarına Bak Alıntı ile Cevapla
Yeni Yorum Gönder 


Hızlı Menü:


Şu anda bu konuyu okuyanlar: 3 Ziyaretçi